UZAK, ÇOK UZAK, DAHA DA UZAK: AVUSTRALYA'DA ÇALIŞMA HAYATI VE YAŞAM

By Seyahat Hikayeleri - Ocak 13, 2019

Ailenizin blogu Seyahat Hikayeleri sizler için yurt dışında, birbirinden farklı ülkelerde, birbirinden tamamen farklı hikayelere sahip kişilerle röportajlar gerçekleştirip onların hikayelerini birinci ağızdan sizlere aktarmak için bir adım daha attı. Bu kez rotamızı biraz daha uzağa kırıyoruz! Ne uzağı? Resmen dünyanın öbür ucuna adeta! Avustralya'da yaşam ve yine Avustralya'da çalışma hayatı üzerine bu haftaki konuğumuz Cem. Bu hafta biz geriye yaslanıp klavyeyi (geleneksel medyada koşturuyor olsaydık burada "mikrofon" dememiz gerekirdi ama burası yeni nesil medya kardeş) Cem'e bıraktık, o bize tüm Avustralya deneyimlerini aktardı. Hadi sizi Cem'in hikayesiyle baş başa bırakalım.

1. Merhaba Cem, seni biraz tanıyalım öncelikle. Ne zamandan beri Avustralya’da yaşıyorsun, günlerin nasıl geçiyor Avustralya gibi dünyanın uzak bir köşesinde? 


Merhaba, yaklaşık 2,5 yıldır Avustralya’dayım. Harita Mühendisiyim ve kendi alanımda çalışıyorum. Şu an yaz geldi, yavaş yavaş yaz moduna giriyoruz. Genellikle bir günüm iş-ev-gym üçlemesi ile geçiyor vakit buldukça da hafta içi aksam ya da hafta sonu arkadaşlarımla buluşuyorum. Şu ara açık havada yapılacak etkinlikler arttı daha da aktif olmaya çalışıyorum.


2. Bildiğimiz kadarıyla İTÜ’den mezunsun. Sonrasında Türkiye’de kalmayıp, Avustralya’ya gitmeye nasıl karar verdin?


Bir değişikliğe ihtiyacım vardı. Çok fazla mutlu değildim Türkiye’de özellikle Erasmus’tan döndükten sonra Türkiye’deki yaşam koşulları ve mantalitenin bana uymadığını fark ettim. Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri gibi başka alternatiflerim de vardı ama burası daha kolay oldu ayrıca ailem tarafından da onay gördü malum Türkiye’de aile baskısı oldukça fazla. (Bir bakıma da o yüzden kaçtım buralara)


3. Avustralya’ya taşınmayı tercih ederken sana cazip gelen şeyler nelerdi?


Aslında çok fazla bir fikrim yoktu buraya taşınırken. İTÜ’de Erasmus kulübünde görev alırken Avustralyalı bir değişim öğrencisi ile tanışmıştım ve arkadaş olmuştum. O bana bu fikri verdi ve vize başvuruma oldukça yardım etti... (biraz da pembe yalanlar söyledi, abartmayı çok seviyormuş onu fark ettim burada) Ve bir yıl sonra buradaydım. Tek arkadaşım o olduğu için gelmeden önce, onun yaşadığı şehir olan Melbourne‘ü seçtim kendime yeni bir hayat kurmak için.


4. Avustralya vizesini nasıl aldın ve hangi tip vizeyle Avustralya’ya gittin? Biraz o süreci de anlatır mısın?


476 numaralı yeni mezun vizesini alarak geldim. 1-2 ay içinde vize sonucu çıkıyor. Gerekli olan belgeleri toplamak biraz zaman alıyor sadece. Eğer mezun olduğun bölüm Avustralya’nın aranan meslekler listesinde ise ve IELTS skorun minimum 6 ise kısaca gerekli şartları sağlıyorsun. Vize formunu doldurup, gerekli evrakları sağladıktan sonra gerisi buradaki vize veren kurumun elinde.


5. Avustralya’da yaşamaya karar vermeden önce de yurt dışına çıkmış mıydın? Ve Avustralya’ya daha önce gitmiş miydin?


İlk kez 15 yaşımda Belçika ve Hollanda’ya gitmiştim (3 ay kaldım), sonraki yıl yaz ayında lise değişim programı ile Almanya’ya gittim. Üniversite üçüncü sınıfta Erasmus ile Yunanistan’a gittim. Erasmus’tan sonra dünyaya bakış açım oldukça değişmişti. Şu ana kadar Amerika’dan Güney Kıbrıs’a, Litvanya’dan Yeni Zelanda’ya kadar 20 farklı ülkede bulundum. Yakın gelecek planım öncelikle Türkiye ziyareti ardından da küçük bir Avrupa turu yaparak arkadaşlarımı ve ailemi görmek. Sonraki yıllarda ise ilk olarak tropikal ülkeleri ziyaret etmeyi düşlemekteyim. Avustralya'ya daha önce gelmemiştim.


6. Avustralya’da yaşarken ilk geldiğinde karşılaştığın zorluklar nelerdi?


Ben haziran ayında geldiğimde hava şartları oldukça kotuydu. Son 3-4 yılın en soğuk kış mevsimiydi. Özellikle Melbourne soğuk bir şehir. Eğer Avustralya’yı filmlerdeki gibi sörf, güneş, deniz, kum ve güzel insanlar olarak hayal ediyorsanız yanılıyorsunuz diyeyim. Ha tabi onlar yok mu var ama maalesef Melbourne’de değil. Burada Melbourne için kullanılan bir terim var “4 seasons in 1 day”. Hava her an değişebilir, sabah güneşli iken öğlen yağmur yağar, akşam sıcak hava dalgası basar sonrası fırtına. İklime alışmak ilk zorluklardan biriydi. Daha sonra iş bulma süreci büyük bir zorluktu. Çok süründüm diyebilirim. 1 yıl kıt kanaat geçindim. Aldığım maaş anca kiraya ve yememe yetiyordu, tabi arada gezip tozuyordum da eğer çalıştığım işlerden vakit bulabildiysem. Benim bir diğer dezavantajım da hayat standardımı yüksek tutamaya çalışmamdı. Sürünsem de buralarda en azından iyi bir evde ve semtte oturuyorum diyerekten kendimi teselli ediyordum. Arkadaş edinmek de burada kolay olan bir süreç değil. İnsanlar sıcak kanlı gözükse de sizi yıllara yayılmış oturmuş bir arkadaş çevreleri ve grupları içine almaları pek de kolay olmuyor. Birkaç Aussie arkadaşımın dışında çoğunlukla ilk arkadaşlarım benim gibi buraya farklı ülkelerden göç etmiş insanlardı. Birbirimize duygusal anlamda yardımcı olarak birçok zorluğu aşmamıza yardım ettik.


7. Avustralya’da iş hayatı nasıl? Şu anki aşamaya gelene kadar Avustralya’da neler yaptın?


Avustralya‘da iş hayatı oldukça rekabetçi. İş bulmak kolay bir süreç değil özellikle biz göçmenler için “yerel tecrüben yok” diyerek red cevapları çok çabuk geliyor. Ama bir şekilde ise girip yerel tecrübe kazanırsanız ondan sonrası daha kolay bir süreç oluyor ve iş değişimlerini rahatça yapabilir oluyorsunuz. Ayrıca eğer normal çalışma saatleri olan bir işiniz varsa “work-life balance” oldukça iyi burada. Herkesin bir özel hayatı olduğu her zaman herkesin aklında. Şu an haftalık 37.5 saat çalışıyorum.

Kendi mesleğim ile ilgili iş bulana kadar inşaat işçiliği, bulaşıkçılık, bisikletli yemek kuryesi, garson, barista, barman ve cafe manager olarak çok çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Kiminde eğlendim kiminde acı çektim. İlk bir yıl çok zor bir süreçti benim için hem maddi hem de manevi anlamda.
Bunların hepsi bir hayat tecrübesi oldu bana, çok şey kattı. Düşünce yapımı değiştirdi. Mesala Türkiye’de iş konusunda sınıf ayrımı vardır, garson-işçi-mühendis herkese farklı gözle bakılır. Biraz yüksek pozisyondakiler alttakilere burun kıvırır ama burada öyle bir şey yok. Herkes eşit ve saygı görüyor yaptıkları işte. İnsanlar sana bakarken bu insan benim için veya toplum için yararlı bir iş yapıyor gözü ile bakıyor. O yüzden buralarda ki çoğu göçmen artık gocunmadan birçok işi yapıyor. Eğer ben hiçbir şekilde böyle yapamam diyorsanız burası size göre değildir diyorum.

Ekonomi olarak TL=$ gibi düşünün ya da biraz daha ekleyin üstüne. Yasal Asgari ücret ya da minimum maaş ile çalışıyorsanız kira, gıda, çeşitli masraflar vs ye paranız yetiyor üzerine gezip tozacak kadar da paranız kalıyor. Çoğu insanın hayat kalitesi yüksek burada. Tekrar ediyorum ama kurallara uygun maaş alıyorsanız. Tecrübeye göre maaşlar da artıyor, yavaş yavaş biriktirdiğiniz para veya seyahat sayınız, yeriniz ona göre yükseliyor, çeşitleniyor...

Şu an süper kazanmıyorum ama şükrediyorum çalışma şartlarıma ve şu anki halime :)


8. Avustralya’da hayat nasıl? Mutlu musun öncelikle? Değerlendirdiğinde Türkiye’ye göre Avustralya’nın farkları neler?


Hayat standardı yüksek olan bir ülke burası, insanlar dışarıda yemek yemeyi, içki içmeye gitmeyi, sosyal aktiviteleri seviyorlar. Çok büyük bir hizmet sektörü var burada. Her yer restaurant, cafe, bar dolu.

Onun dışında burada insanlara Türkiye’ye kıyasla daha saygılı ve güler yüzlü. Bir otobüse bindiğinizde şoför size günaydın diyor ve gülümsüyor :). Türkiye’de hiç rastlamadım. Herkes kısa sohbet etmeyi seviyor. Örneğin bir marketin kasasında beklerken, ya da spor salonunda su içerken, ya da ilginç bir şey olduğunda sokakta yolda yürüyen insanlar birbirlerine laf atarak sohbet ediyorlar olay hakkında. Ama bu tarz samimi gözüken şeyler bana bir süre sonra yüzeysel gelmeye başladı, sanki bu onların geleneğiymiş gibi her zaman yapılan şeyler. Gerçekten sizinle konuşmak için yaptıkları bir sohbet değil. O yüzden biraz zorlandım insanların samimiyetlerini anlayana kadar. Türkiye’de kısaca böyle “boş muhabbetler” yapılmıyor :) gerek varsa konuşuluyor.

Kiralar oldukça pahalı burada, ev almak ise neredeyse bir hayal olmaya başladı çoğu insan için. Örneğin Sydney dünyanın konut fiyatları konusunda en pahalı ikinci şehri.

Spora çok düşkünler. Genci, yaşlısı herkes spor yapıyor. Klasik futbol (soccer) burada fazla popüler değil. Sadece dünyanın bu tarafında oynanan sporları var. Kriket, rugby, Australian football (Footy), Netball, At ve tazı yarışları başlıca insanların takip ettiği spor ekinlikleri arasında. Yazları Australian Open tenis turnuvası Melbourne'de düzenleniyor. 1 kez gitmiştim Türk tenisçi Çağla Büyükakçay’ı desteklemek için. Bu yıl da iş yerindeki social club ile birlikte gideceğim.

Hayat stresi burada daha az, trafik tabii ki daha az, toplu taşıma oldukça gelişmiş. Bunlar tabi 1. Dünya ülkesinin getirdiği standartlar... Her iki ülkenin de kendine ait artı ve eksileri var. Ama ben burada mutluyum, en azından kendimi şu an Türkiye’de olsam diyerek kıyasladığımda bir çok yönden avantajlı ve rahat hissediyorum.


9. Avustralya deyince herkesin aklına muhtemelen ilginç hayvanlar, böcekler falan geliyor. Senin gördüğün en ilginç hayvan neydi?


Benim gördüğüm en ilginç hayvan albino kanguruydu. İşim gereği bazen doğanın içinde çalışıyorum. Etrafta kangurular falan zıplıyor, benim için alışılmış bir durum ama beyaz bir kanguru görmek çok farklı bir his. Onun dışında dünyanın en zehirli 10 yılanından 7'si Avustralya'da bulunuyor ve 2 tanesini yine arazide çalışırken çok yakından gördüm. Umarım bir daha rastlamam.

Son olarak da Noel tatilinde şehirden uzak bir yerde araba sürerken yolun ortasında bir koala gördüm. Hemen araban indim ve gelen arabaları da durdurarak koalanın karşıdan karşıya geçmesine yardımcı olmaya çalıştım. Çok heyecanlanmıştım, daha önce hayvanat bahçesinde görsem de ilk kez bir koala ile bu kadar yakın olmuş ve kafasına dokunmuştum, yumuşacık bir şeydi.

Aa birde burada her yerde her ağaçta, possum var, ağaçta yasayan sokak kedisi gibi düşünün ama hayvan kediye hiç bezemiyor farklı ve tatlı bir hayvan :) Google’dan bakınız fotoğraflarına lütfen.


10. Avustralya’da şu ana kadar karşılaştığın tuhaf bir olay oldu mu (genel olarak)?


Yazın kutlanan Noel ve yeni yıl diyebilirim :) Farklı bir tecrübe karides yiyip şampanya içerek kutlanıyor genelde.


11. Avustralya’da göçmen olmak nasıl bir his ve ırkçılık var mı mesela?


Biraz var biraz yok diyeyim. Bulunduğun şehre ve o şehirlerin semtine göre değişiyor. Genel olarak Asyalı ve Hindistanlı insanlar çok. Ve şaka yollu ırkçı söylemler oluyor haklarında neden bu kadar çoklar, her yerdeler vs vs gibi. Ama bunlar hep bire bir ya da grup konuşmalarında oluyor. Kimse gidip toplum önünde konuşmuyor böyle şeyleri. Melbourne de yükselen bir Sudan’lı gangster sorunu var. Sorunlu bir genlik var o grupta ve çeşitli tatsız olaylara sebep oluyorlar ve insanlar bu konuda rahatsızlıklarını dile getirmeye başladı ve beyaz insanlar arasında kutuplaşmalar başladı bu konu ile ilgili.

Müslümanlara karşı bir tepki yok burada ama Avustralya’nın kuzeyine doğru gittikçe göçmenlerin sayısı azalıyor ve milliyetçi Avustralyalıların hoşnutsuzluğunu görebiliyorsunuz. Çoğu şehir gibi Melbourne çok kültürlülüğe önem veren bir şehir ve zaten Avustralya bir bakıma göçmenler sayesinde var olmuş bir ülke (1970 lere kadar beyaz Avrupalı göçmen sonrasında da yavaş yavaş Asya ve Latin Amerika’dan göçmen alan bir ülke) Burada her göçmen grubun bir festivali var muhakkak ve çoğunlukla insanlar birbirini destekliyor ve hoşgörülü davranıyor... Irkçılığı ben sadece çalıştığım bir Yunan restoranında gördüm, onun hikayesi başka bir konu...




Cem gerçekten Avustralya’da yaşamınla ilgili çok ilginç ve farklı noktalara dokundun. Soru-larımıza yanıt verdiğin için çok teşekkür ederiz. Bundan sonraki süreçlerde bol şans diliyoruz!

  • Paylaş:

BU YAZILAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 yorum

  1. Canım benim bizde yurtdışına adım atan herkesin alım gücünün yüksek ,rahat bir yaşam sürüyor zannediyorduk.Ne zorluklar çekmişsin .Seni bu azminden dolayı tebrik ederim.Standartlarına ulaşmak için vazgecmemeni çok değerli buldum. Teyzen Songül

    YanıtlaSil