EŞSİZ DOĞASIYLA AVRUPA'NIN TURİST CENNETİ: HALLSTATT GEZİ REHBERİ

By Seyahat Hikayeleri - Mayıs 20, 2018

Avusturya, Hallstatt, göller yöresi... Hallstatt tam da bu harika ülkenin doğasını en iyi yansıtan yerlerin başında geliyor. Bu ünü ve muhteşem doğası, Hallstatt'ın dünyanın en çok turist çeken yerlerden biri olmasını sağlıyor. Yani ufak bir Instagram veya Pinterest sorgusu da yaparsanız, Hallstatt'ın dünyanın en çok fotoğraflanan yerlerinden biri olduğunu hemen anlayabilirsiniz. Doğası muhteşem, kendinizi arkanızda bıraktığınız düşüncelerden soyutlayacak kadar masalsı ama bir sorun var; bu muhteşem ve nüfusu kalabalık dahi olmayan yerde metrekare başına 356924678 turist yer kaplıyor. Evet yanlış duymadınız, Hallstatt aslında ufak bir köy ve nüfusu yaklaşık 1000 kadar. Fakat her mevsimi bir başka güzel olan bu cennet kasabaya çok sayıda turist geliyor. Bu turistlerin büyük bir kısmı ise Çin'den. Çinli'ler Hallstatt'a acayip takık, düşünün Hallstatt'ın bir kopyasını resmen Çin'de yapmışlar öyle bir takıklıktan söz ediyoruz. Abarttığımızı düşünmenizi istemeyiz ama köyün bazı hatta en panoramik alanlarında bırakın adım atmayı, nefes almak bile zorlaşıyor o derece yani. Biz başka yerlerde de turist akınıyla çok kez karşılaşmış insanlarız, sakın bu durumu ilk kez yaşadığımızı düşünmeyin fakat öyle bir şey olamaz. Kasaba zaten gölün kenarı ile çevresindeki dağların arasında azıcık bir alana sahip, bir de bu sayılı metrekarede oradan oraya her anı 40 bin kere fotoğraflamaya çalışan turistleri bir an gözünüzün önüne getirin; belki o zaman bir tahmininiz olur neyden bahsettiğimizden.

Hallstatt bizim Avusturya'da gördüğümüz üçüncü yer oluyor. Cennetin yeryüzündeki temsili olarak adlandırsak yeridir, doğanın içindeki bu cennet kasabayı biz epeydir görmeyi ümit ediyorduk. Daha önce Salzburg'a bir kere gelmiştik fakat Hallstatt'a uğrayamadan dönmek zorunda kalmıştık, bu sebeple bu sefer acısını çıkarttık diyebiliriz. Her neyse, Hallstatt'ta nereler gezilir, ne var ne yok anlatmaya başlamadan önce daha önce eğer okumadıysanız Viyana gezi rehberimiz ve Salzburg gezi rehberimize tıklayarak diğer Avusturya yazılarımızı da okuyabilirsiniz.

Hallstatt'a hangi mevsimde gidilir?


Bize kalsa her mevsimi güzel diye cevabı yapıştırırız, çünkü Hallstatt'ı uzun zamandır radarımıza almış olduğumuz için çok farklı zamanlara ait fotoğraf ve videolarına aşinayız. Güllük güneşlik hali kadar karlı hali de pek güzel fakat kışın ulaşım şartlarının ve Hallstatt kasabasının tenhalığından ötürü tercihinizi daha sıcak bir dönemde yapmanız bizim size yapacağımız minik bir tavsiye. Ama yok kardan, kıştan zerre yorulmam diyorsanız tercih sizin.

Hallstatt'a nerelerden gidilir?


Hallstatt Avusturya'nın batı kısmında yer alıyor, yani Avusturya'nın Almanya'ya bakan yüzünde. Yaklaşık bir-iki saat uzaklığında Avusturya'nın Salzburg, Linz, Innsbruck gibi şehirleri yer alıyor. Bunların dışında Viyana ve Münih'ten de Hallstatt'a aracınızla ya da tren, otobüs seçenekleriyle ulaşmanız mümkün.

Hallstatt'a nasıl gidilir?


Biz Salzburg'da da bir gün geçirip, oradan kiraladığımız arabayla Hallstatt'a geçtik, ortalama olarak araçla bir saat sürüyor. Bunun dışında tren veya otobüs seçeneklerini de değerlendirmek mümkün. Fakat şunu belirtelim; bizim gibi yola 4 kişi Münih'ten çıkanlar için hesap kitap yaptığınızda araç kiralayarak gitmek, tren veya otobüs seçeneğinden daha uyguna geliyor. Hem de daha konforlu ve pratik bir yolculuk gerçekleştiriyorsunuz. Bu yüzden siz de kendi hesabınızı yapıp ona göre araç kiralama seçeneğini de göz önünde tutabilirsiniz. Ayrıca kendi aracınızla gitmenizin şöyle önemli bir artısı var; durmak istediğiniz bir yerde durup oranın keyfini çıkarabilirsiniz. Özellikle Salzkammergut (Avusturya'nın göller yöresi oluyor) coğrafyasından bahsediyoruz, buranın yolları boylu boyunca cama yapışık bir şekilde seyahat etmenizi sağlayacak cinsten. Eğer araçla değil tren-otobüs opsiyonunu kullanmak isterseniz ise önce Salzburg'tan Bad Ischl'ye otobüsle geçerek, Bad Ischl'den de Hallstatt'a trenle ulaşabileceğinizi belirtelim.  Hallstatt Tren İstasyonu'ndan ise kasabanın merkezine ulaşmanız için feribota binmeniz gerekiyor. Gerek maddi olarak gerekse aktarmalarla uğraştırıcı olduğundan ötürü eğer otomobil sürüşünüze güveniyorsanız hiç uğraşmayın direkt araba kiralayın deriz.

Hallstatt'a ulaşım bize ne kadara mal oldu?


Münih Havaalanı'ndan kiraladığımız aracı biz üç günlük gezi için 80 Euro'ya kiraladık. Yakıt masrafı ise sizin gezeceğiniz, yapacağınız kilometreye bağlı değişir fakat biz üç gün için 50 Euro'luk da yakıt aldık ve yetti (3 gün içinde Münih, Salzburg ve Hallstatt'ı gezdik). Dört kişi olduğumuzu tekrar göz önünde bulundurduğumuzda toplam ulaşım masrafı bize 130 Euro'ya mal oldu. En büyük masrafımızın ulaşım olduğunu göz önünde bulundurursak, şimdi de ayrı bir madde açmadan "konaklama" opsiyonuna değineceğim kısaca. Çünkü biz Hallstatt'a günü birlik gidip gelmeyi tercih ettik. Hallstatt çok turistik bir kasaba olduğu için konaklama opsiyonu gerçekten yüksek bedellere çıkabiliyor. Ayrıca gezilecek yerleri düşündüğünüzde günü birlik bir Hallstatt gezisini yeterli bulduğumuzdan (öyle de oldu:) ) burada konaklamadan gezdik.

Avusturya Göller Yöresi ve Wolfgang Gölü


Hallstatt kasabası adını yanında yer alan Hallstatt gölünden alıyor.  Salzkammergut yani göller yöresinin en büyük gölü ve en çok turist çeken kasabası oluyor Hallstatt. Salzkammergut'ta başka göller de var, bunların birkaçını hatta Salzburg'dan gelirken görebiliyorsunuz. Başka bir şehirden geliyorsanız yol üzerinde görebileceğiniz göller var mı bilmiyorum fakat Salzburg'tan gelirken Wolfgang Gölü ve Fuschl Gölü (Fuschlsee) yolunuzun üstünde kalıyor. Wolfgang Gölü'ne aynı zamanda "Mozart'ın Köyü" de deniyor. Buraya "Mozart'ın Köyü" denmesinin nedeni ise oldukça tuhaf çünkü esasen Mozart burada hiç yaşamamış. Sadece annesi burada doğduğu için ve kız kardeşi burada yaşadığı için öylece Mozart amcanın ismi kullanılarak bizce turistik hale getirilip dikkat çekmek istenmiş gibi. Fakat bizim için bu Hallstatt gezisinin en keyifli kısmını net olarak Wolfgang Gölü oluşturuyor diyebiliriz. Çünkü yeşil doğası ile masmavi gölünün uyumuyla birlikte, buram buram huzuru ve sakinliği biz Hallstatt'ta beklerken, henüz yol üzerindeki Wolfgang Gölü'nde bulduk diyebiliriz. Hallstatt'a kıyasla sıfır turistik, sıfır elinde fotoğraf makinesi olan Çin'li teyze ve amca; yalnızca huzur ve doğa... Bu rotayı hedeflerken en büyük isteğimiz de buydu; huzurun doğasına adım atmak...

Doğa harikası ama bir o kadar da aşırı turistik Hallstatt


Hallstatt'ta o kadar büyük bir turist kafilesi vardı ki, bir an düşününce yazının bu kısmının başlığını "turistler ve Çinli turistler olan Hallstatt" diye düzeltmesek mi diye düşünmedik de değil. Asyalı'ların sayısı o kadar fazlaydı; yani bir normal bildiğimiz, herhangi bir yerden gelen turist kafilesi vardı bir de Çinli'ler. Çinli'lerin sayısı o kadar fazlaydı ki neredeyse "biz hiç turist görmedik, yalnızca Çinli gördük" boyutundaydı. Bir diğer gözümüze takılan ayrıntı ise gurbetçi Türk turist popülasyonunun fazla oluşuydu. Onların da sayısı az değildi, az daha kalabalık olsalarmış Çinli kafileye diş bileyecek turist kafilesi onlar olurmuş. Çoğu blogda "doğa harikası, huzurun adresi" gibi tanımlamalara, gereğinden bir hayli fazla ve belki de abartılı betimlere şahit olduk Hallstatt'la ilgili. Tabii ki bu çok da gerçekliği olmayan bir bilgi bizim analiz ettiğimize göre, en azından o bahsedilen huzurun nereden çıkıp geleceğini bir sorgulamak isteriz. Çünkü öyle bir huzur falan bulamadık biz, kendinizi tarihi ve turistik Sultanahmet Meydanı'nda bir düşleyiverin, bizim karşılaştığımız öyle bir şeydi. Ama güzel mi Hallstatt diye soracak olursanız; gerçekten güzel. Yani o kadar turistik olmadığını düşünürseniz kendinizi yağlı boya resmin içine yerleştirilmiş konu mankeni olarak da hayal edebilirsiniz, öyle güzel. Sorun Hallstatt'ta değil, onu bu kadar turistik yapan kişilerde...

Kasabanın ortasındaki şirin merkez; Marktplatz


Hallstatt kasabasının merkezi oluyor burası. Minik ve şirin bu kasabada birkaç yemek yenilip dinlenilecek mekan yer alıyor ve aynı zamanda gezilecek yerlerin tam merkezi yine Marktplatz oluyor. Yürüyüş yapabileceğiniz dar sokaklar, tarihi kiliseler, Beinhaus ve göl kıyısı Marktplatz'a yürüme mesafesinde. Zaten çok küçük bir kasaba olduğundan ve çok sayıda araçla insan geldiğinden Hallstatt'ta en iyi yürüyüş yaparak gezebilirsiniz.


Hallstatt'ta görülecek gizemli ve bir parça da tüyler ürpertici bir yer; "BeinHaus"

Son derece korku filmlerini ve death metal albüm kapaklarını aratmayan bu tüyler ürpertici yerin adı Almanca'dan Türkçe'ye çevrildiğinde "Kemik Evi". Buranın sanal yahut yapay kemiklerden oluştuğunu düşünüyorsanız baştan kalın puntolarla belirtelim "yanılıyorsunuz". Çünkü burada tamı tamına 1200 tane gerçek insan kafatası yer alıyor. St. Michael Şapeli ve Hallstatt Kasaba Mezarlığı'nın yanında yer alan Beinhaus'un, ismi ve içinde yer alan kafatasları ve kemikler kadar gerçek bir hikayesi de var. Kasabanın mezarlığında bir zaman sonra yer kalmadığı için çözümü mezarlıktaki eskiyen kafatası ve kemikleri çıkartmakta ve onları parçalar halinde Beinhaus'a taşımakta bulmuş pek sevgili Hallstatt mezarlık görevlileri. Bu zaman içinde neredeyse bir geleneğe dönüşmüş ve her ceset parçalanarak buraya taşınmış. Kafataslarının üzerinde genelde kime ait oldukları ve öldükleri tarih yazıyor. Bir de ölen kişinin mesleğine, zenginlik durumuna göre kafataslarına çiçek gibi, taç gibi farklı desenler çizilmiş. Ayrıca rahiplere ait kafatasları Beinhaus'taki kitapların üzerinde sergilenen kafatasları. Daha sonraları yasaklanmış olsa da bu gelenek, 1980'lerde ölen bir kadının vasiyeti üzerine son kafatası ve kemikleri 1995 yılında Beinhaus'a konulmuş. Altın dişli bu kafatası Beinhaus'un tam ortasında yer alıyor. Tüylerinizin ürpereceğinizin farkındaysanız ama yine de bu gizemli odaya dalmak istemekten de kendinizi alıkoyamıyorsanız 1,5 Euro'yu gözden çıkarıp bu organik korku seansına hazır olabilirsiniz.

  • Paylaş:

BU YAZILAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

0 yorum